• "Çocukların, nasihatten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır."

  • "Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır."

  • "Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. " (İbni Sina)

  • "Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı" Hz.Muhammed

Copyright 2018 - Çocuk Eğitimi

Çocuklara felsefe öğretmek matematik ve okuma-yazma becerilerini arttırıyor

Okullar fen, teknoloji ve matematik gibi alanlardaki başarısızlıklarından dolayı amanvermez bir baskıyla karşı karşıyalar. Bazı okullar ise felsefe ile ilgilenmeye başladı.

İngiltere’de 9 ve 10 yaşlarındaki çocukların bazıları haftada bir kez olmak üzere, bir yıl boyunca felsefe dersine katıldı. Yapılan geniş çaplı bir araştırmaya göre; felsefe dersine katılan çocukların matematik ve okuma-yazma becerileri önemli ölçüde gelişti, özellikle dezavantajlı çocuklar en büyük kazanımı elde etti.

İngiltere genelinde 48 okulda, 3.000’den fazla çocuk; hakikat, adalet, dostluk ve bilgi gibi kavramlar hakkında haftalık tartışmalara katıldı. Zamanla soru üretme, soru sorma, başkalarının düşünceleri ve fikirleri üzerinden düşünme becerileri gelişti.

Bu dersi alan çocukların matematik ve okuma seviyeleri, iki ay boyunca ekstra ders almış kadar yükseldi. Aslında dersin matematik ve okuma-yazma seviyelerini arttırmak gibi bir amacı olmamasına rağmen gerçekleşen bu oldu. Dezavantajlı kesimlerden gelen çocukların performansında da büyük bir sıçrama görüldü; okuma becerileri dört ayda, matematik üç ayda ve yazma becerileri de iki ayda gelişti. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin, kendine güven duyma ve diğer insanları dinleme yeteneği üzerinde de olumlu etkilerin olduğunu bildirdi. Bu çalışma Education Endowment Foundation (EEF, Eğitim ve Bağış Vakfı) tarafından yürütüldü. Kar amacı gütmeyen bu grubun amacı, ailelerin gelir düzeyine bağlı olarak öğrenciler arasındaki eğitim düzeyi farkını kapatmaktı. EEF, felsefenin etkisini randomize kontrollü çalışmalarla, tıpkı ilaçların test edilmesi gibi test etti.

Devamını oku...

Çocukların kişilikleri değiştirilebilir mi?

Çocuklarınızın kişilik özelliklerini değiştiremezsiniz ama kişilik özelliklerinin davranışların üzerinde nasıl etkili olduğunu, en fazla  ve en az etkilediği noktalarda nasıl davranmaları gerektiğini, nasıl  kontrollu olabileceklerini öğretebilirsiniz. Böylelikle kişiliklerinden kaynaklanan negatif etkiyi hiç değilse azaltmış, onu nasıl yöneteceğini öğretmiş olursunuz. Negatif özelliğin katma değer yaratacak bir pozitif özelliğe dönüşmesi ise mümkün değildir.

Kişilik ve eğitim konusunda tartışmalar sürekli yapılmaktadır. “Çocuğumu spor takımına koyarak rekabetçi yapabilir miyim?” veya “O tamamen rekabetçi bir kişiliğe sahip ne yapabilirim ?” Bu tartışma uzun süredir yapılıyor ama henüz kesin bir cevabı bulunmamıştır.

Bu konuda ikizler üzerinde çalışma yapılmıştır. İkizler ayrılarak iki ayrı ailede yetişmeleri sağlanmıştır. (bilim için insanlara neler yapılıyor!)Tamamen ayrı şartlarda ayrı ebeveynlerle  yaşayan ikizlerin kişilikleri incelenmiştir.

Ikizlerin kişilik özellikleri büyütenlere mi yoksa asıl anne babalarına mı benzeyeceği araştırılmıştır. ( Find your Strongest life – Marcus Buckingham) Sonuçta, ikizlerin kişiliklerinin asıl anne ve babalarına benzediği  yetiştirenlere benzemediği görülmüştür.

Bu çocukların davranışları üzerinde hiç bir etkiniz yok demek değildir. Bu basitçe her çocuk kendine özgü yetenek ve davranış kalıbıyla donatılmış olduğunu gösterir. Siz bu kalıbların daha kullanışlı hale gelmesi için destek olabilirsiniz.

Bu konuda ebeveynleri rahatlatacak bazı tavsiyeler

Devamını oku...

İstanbul’da Waldorf Okulu olduğunu biliyor muydunuz?

 

“İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur” atasözüne katılıyorum. Öğrencilik hayatım boyunca verilen ödevleri yaparken herkes iki kaynaktan yararlanarak yaparken ben on kaynaktan yararlanırdım. Yorulurdum ama her zaman yorulmama değerdi.

Büyüdüm anne oldum. Bu özelliğim bazen daha yorucu bir hal alsa da şimdilik idare ediyorum. Erdal için okul arayışım iki yaşlarındayken başladı. Vaktim de olduğundan evimize yakın tüm kreşlerde Erdalla bir gün geçirmeye başladık. (Hiç birine kayıt olamadık bu ayrı  konu). Erdal üç yaşlarındayken Kuzguncuk’ta bir Waldorf Okulu olduğunu öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Tam istediğimiz gibi bir okuldu. Hemen telefona sarıldım. Ömer, heyecanlı sesimden ve sorularımdan, “tamam, akşam buluşalım hemen” dedi ve öylece başladı tanışıklığımız.

Evimizin okula uzak olması dolayısıyla Kuzguncuk’a gidemedi Erdal. Oturduğumuz yerde okul açma çabalarım yeterli maddi ve manevi destek sağlanamadığı için son bulmak zorunda kaldı. Fakat biz yine de görüşmeye devam ettik.  Hatta bu dönem başı Erdal Nisan İmece’ye üç gün gidip okulu bıraktı:- Devlet okulu aktivitelerini ve arkadaşlarını özlemiş. Bu da ayrı bir yazı konusu.

Elbirliği yaptığımız sürece her işin üstesinden gelebileceğimizi düşünüyor Ömer. Ben onun çabasını kutluyorum. Okulu tanımanız için kendisiyle kısa bir röportaj yaptık, iyi okumalar.

Meftun Kocakaya Bayır: Kendini kısaca tanıtır mısın? Waldorf’u tanıman ne zamana dayanıyor?

Ömer Özkan: Ben Ömer Özkan, 1972 yılında köy enstitüsü sevdalısı ilkokul öğretmeni babadan ve terzi bir anneden Marmaris’te doğdum. Hacettepe Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümü bitirdikten sonra askerlik için geldiğim İstanbul’da önce işimi sonra eşimi ve iki kızımı buldum. Çocuklar olunca babamın anlattığı Köy Okullarını ararken Waldorf’a rastladım. Waldorf, eğitimci eğitimlerine katıldıktan sonra kendimi eğitim ailesinin içinde buldum. Hayallerimiz güzel Kuzguncuk’ta ete kemiğe büründü.

Devamını oku...

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

Teknoloji yok, akıllı tahta, tablet yok; kara tahta, tebeşir, kağıt ve kalem, dikiş iğnesi, çamur var...

Eğitim sisteminin çocuğun kişiliğinin, yaratıcılığının oluşmasında, öğrenme sürecinde, yeteneklerinin ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğu yadsınamaz bir gerçek. Çünkü çocuğun en önemli yıllarında onu bir sistemin içine sokuyoruz. İşte bu sistemin çocuğu nasıl şekillendireceğini, onu nasıl dönüştüreceğini iyi çözümlemeliyiz. Günümüz anne babaları neyse ki bu çözümlemeyi yapmaya, 'çocuk yetiştirmede farklı bir sistem de mümkün olabilir mi?' diye araştırmaya hevesliler. Sosyal medyanın, saniyesinde her bilgiyi önümüze döken internetin bunda katkısı da yadsınamaz tabi ki.

Artık klasik çocuk yetiştirme yönetmlerinden farklı uygulamalara inanıyoruz ve bize dayatılan eğitim sisteminden farklı sistemlerle de çocuğumuzun yetişebileğini biliyoruz. Tam da bu noktada size 'Başka bir eğitim mümkünmüş' dedirtecek bir eğitim yaklaşımından, Waldorf Eğitiminden bahsetmek istiyorum. Bu öyle bir okul ki; şimdilerde okulların gururlanarak sundukları teknolojiyle donatılmışlık anlayışından tamamen uzak. Hatta çocuklar elektronik cihazlardan tamamen uzaklar. Akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler; tablet bilgisayarlar yerine bolca kağıt kalem var. Bu okulda çocuklar örgü örüyor, dikiş dikiyor, çamurla oynuyorlar. Öğrenmek için oyun oynuyorlar. Doğayla iç içe vakit geçiriyor, her çocuğun yapması gerektiği gibi koşuyor zıplıyor atlıyorlar. Bizim zannettiğimizin aksine tablette oyun oynamak değil işte bunlar geliştiriyor çocuğun zekasını…

Devamını oku...

f t