• "Çocukların, nasihatten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır."

  • "Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır."

  • "Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. " (İbni Sina)

  • "Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı" Hz.Muhammed

Copyright 2017 - Çocuk Eğitimi

Tek Ebeveynli Aileler ve Çocukları

Tek Ebeveynli Aileler

Tek ebeveynli aile, çeşitli nedenlerle tek başına kalmış annenin ya da babanın, çocuğun bakımını tek başına üstlendiği ailedir. Tek ebeveynli ailelerin ortaya çıkmasının birden fazla nedeni vardır. Örneğin boşanma, ebeveynlerin çeşitli nedenlerle ayrı yaşamaları, ebeveynlerden birinin ölümü gibi nedenleri olabilir. Bazı aileler ise planlanmamış hamilelik sonucu veya tek başına evlat edinerek tek ebeveynli aile oluşturabilirler. Birtakım farklı nedenlerle oluşabilmesine rağmen, tek ebeyevnli ailelerin oluşmasının en yaygın sebebi boşanmadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde, boşanma oranlarında yaygın bir artış söz konusudur. Türkiye’de de boşanma oranında, gelişmiş ülkelerdeki kadar çok olmasa da bir artış olduğundan söz edilebilir. Boşanmadan sonra aile yapısı devam eder ve boşanmadan sonraki ilk yıllarda boşanmanın sonuçları stresli bir şekilde deneyimlenir, velayeti kimin alacağı, velayeti alan ebeveynin çocuğa nasıl bakacağı, velayeti almayan ebeveynin çocukla nasıl iletişimini devam ettireceği, ne sıklıkta iletişim kuracağı belirlenir.


Tek ebeveynli aile olmanın birtakım olumsuz getirileri olabilir. Örneğin tek ebeveynli ailelerde sınırlar daha belirsizdir, maddiyatla ilgili sıkıntı yaşanması ihtimali daha fazladır, bu ailelerdeki çocukların başarı oranı daha düşüktür, çocukların kimlik problemleri ve karşı cinsle ilişki kurma zorlukları oluşabilir.


Tek ebeveynli ailelerde, annenin tek ebeveyn olma durumu, babanın tek ebeveyn olma durumuna göre daha yaygındır. Yalnız çocuk büyüten anneler; zaman yetersizliği, maddi imkanların kısıtlılığı, evle ilgili faaliyetlerin yürütülmesi, sosyal yaşamın düzenlenmesi ve ebeveyn kimliğiyle ilgili problemlerle karşılaşabilirler. Önceden çalışmayan anneler, tek ebeveyn kalma sonucu çalışma hayatına başlayabilmekte ve hem çalışan kadın hem anne olma rolünü üstlenmek, çocuk bakımı ve evle ilgili faaliyetlerin aksama neden olabilmektedir.

Devamını oku...

İlk Çocuk Sonrası Boşanma

Boşanmanın çok çeşitli ve karmaşık nedenleri vardır. Boşanma ile sonuçlanan evliliklere bakıldığında , evliliklerin stresli zamanlarda daha fazla boşanmaya doğru yol aldığı söylenebilir. Maddi zorluklar, eşlerden birinin iş kaybı,aile içi uzun süren hastalıklar gibi ilk çocuğun doğumu da bazı evlilikler için o ilişkiyi güçlendirecek, daha tatminkar olmasını sağlayacak bir fırsat olabileceği gibi, aynı zamanda da evliliğin daha da zayıflayıp, daha az tatminkar olmasına da neden olabilir.

Genel olarak boşanma nedenlerine baktığımızda çiftler arasında iletişimin olmaması ilk neden olarak sıralanır. Burada önemli olan eşlerin birbirlerine duygularını, zorluklarını, neler düşündüklerini paylaşabilmeleridir. İletişim dendiğinde gündelik olaylar, başkaları hakkında konuşmak, olayları tartışmak da anlaşılabilir ve bunların yapılabilmesi de evlilik için önemlidir fakat duyguların ve kişinin kendi ile ilgili sorunlarının konuşulmayıp, hasıraltı edilen evliliklerde iletişimin varlığından bahsedemeyiz.

Boşanma nedenlerine bakıldığında görülen bir çarpıcı nokta da çiftler farkında olmasa bile boşanmaya götüren olay veya özelliğin boşanmadan çok daha önce de orada bulunmasıdır. Burada evlilikle beraber sorunların düzeleceği, çocuk olduktan sonra kişilerin değişeceği gibi, yanlış inanışlar sonunda gerçekçi olmayan beklentiler yaratır. Bu beklentiler de evlilikte çok umut bağlanan, ilk çocuğun aileye katılması ile karşılanmaz ve bu da bir ya da her iki tarafın hayalkırıklığı yaşamasına neden olur.

Devamını oku...

Evlilikte Güllerin Savaşı

Evlilik ve savaş kelimeleri ne kadar da birbirine yakıştırılamaz iki kelime olsa da her türlü ilişkinin içerisinde savaşa benzeyen bir şeyler olduğunu kimse inkar edemez sanırım. İki kişi bir hayatı yaşamaya başladığında o ilişkinin iyi, kötü bir “güç dengesi” oluşur. Her ne kadar da biz bu güç dengesini göremesek de bu konuşulan, tarışılan birşey değildir, o ilişki içinde yaşanır. İşin kötü tarafı çoğu zaman bu güç denge/dengesizliği yaşayan kişiler bile bu durumun farkında değillerdir.

İlişkilerde güç savaşlarının en sık yaşandığı vakalar eşlerden birinin evlilik oyununda başrolü oynamasıyla başlar. Nasıl mı başrol oynanır? Erkeklerin eşleri ve evleri ve de tabii ki çocukları üzerinde her türlü tahakküm edici otoriteyi kullanmayı kendilerine hak olarak görmeye başlayıp, buna göre davrandıklarında, ya da kadınların her şekilde tüm vakitlerinin, enerjilerinin, hayat şekillerinin kendileri tarafından belirlenebileceğini düşünüp, buna göre yaşadıklarında evlilik oyununun başrolünü ya erkek, ya da kadın oynuyor demektir. Güç savaşı evliliklerde eşlerden birinin diğerini tamamen hayatından çıkardığı durumlarda da görülür. Örneğin eşine hiç söylemeden tatil, gezi programları yapan, eve diğerine sormadan sürekli misafir çağıran, yani sanki tek başına yaşıyormuşcasına diğerini hiçe sayan eşlerin durumunda olduğu gibi.

Güç savaşları ve dengesizliklerini çözümlemenin ilk adımı belki de her şeyden önce bu savaşın ve dengesizliğin farkındalığıdır. Farkındalıktan sonra da eşlerin, evliliğin iki kişilik bir oyun olduğunu kabullenmeleri gerekir. Sonuçta tek kişinin yönettiği, yaşadığı şeye biz evlilik ya da ilişki diyemiyoruz. Bir de eşlerin, her bireyin kişisel hakları olduğu gerçeğini kabul etmeleri gerekir ki, bu salt sözel olarak ifade etmekten ziyade inanmayı gerektiren bir durumdur.

Devamını oku...

f t