• "Çocukların, nasihatten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır."

  • "Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır."

  • "Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. " (İbni Sina)

  • "Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı" Hz.Muhammed

Copyright 2018 - Çocuk Eğitimi

Mutluluğun sırları doğanın kalbinde gizlidir

Istakozlar denizlerde ve okyanuslarda yaşayan en enteresan deniz canlılarından biridir denebilir. Çok uzun süre yaşayabilirler ve yaşadıkları sürece büyümeye devam edip devasa boyutlara ulaşabilirler. Büyüme sürecinde Istakozlar sürekli vücutlarını yenileyebildikleri için yaşlanma belirtisi de göstermezler. Sizce ıstakozların genç ve diri kalmasının sırrı ne olabilir?  

Istakozlar aslında yumuşak ve pelte kıvamında bir vücuda sahiptirler. Bu halleri ile kırılması son derece zor olan ve hiç genişlemeyen kabuklarının içinde yaşarlar. Genişlemeyen ve kırılması zor bu kabuğun içinde nasıl büyürler sorusunun cevabı ıstakozun gizemli dünyasını aralamanın ilk perdesi…

Istakoz büyümeye devam ettiği zaman içinde yaşadığı kabuğu dar gelmeye ve ıstakozu sıkmaya başlıyor. Bu aşamada kendini yoğun baskı ve stres altında hisseden ıstakoz bir kaya dibine çekilerek kabuğunu kırmak için amansız bir mücadele veriyor. Uzun çabalar sonrası kabuğunu kırıyor ve bir süre sonra yeni büyük kabuğu oluşuyor. Doğal olarak büyümeye ve gelişmeye devam eden ıstakozun yeni kabuğu da bir süre sonra dar gelmeye ve ıstakozu tekrar strese sokmaya başlıyor. Istakoz yine bir kaya dibi bularak zor da olsa kabuğunu kırarak içinden çıkıyor ve yeni bir kabuk daha oluşturuyor. Istakoz hayatta kaldığı süre boyunca bu durum defalarca yaşanıyor. Istakozun yenilenmesi ve gelişimi kendini rahatsız ve stres altında hissetmesiyle başlıyor ve değişimi ile devam ediyor. Istakozun gelişmesi için gereken tek uyaran kabuğun daralması ile gelen rahatsızlık hissi oluyor. Istakozun yaşam serüvenindeki kıssadan hisse; sıkıntı ve stres anlarının gelişime yönelik bir uyaran olduğu ve bunun bir fırsata dönüştürülebileceği.  

Dr. İbrahim Twerski’den alıntılandırdığım ıstakozlara ait bu gerçek yaşam serüveni bizim için de önemli mesajlar barındırıyor. Özellikle günümüz iş temposu altında yoğun ve sıkıntılı yaşamlar süren bizler bunu bir gelişim aracı olarak kullanmak yerine antidepresanlar kullanmayı daha kolay buluyoruz. Yaşadığımız sıkıntılı dönemlerde hiçbirimiz durumu değiştirmek adına alışkanlıklarımızdan vazgeçip bir şeyleri değiştirme gayreti içerisine girmiyoruz. Farklı sonuçlar elde edebilmek için değişim yaratma gerekliliğimizi umursamıyor, aynı şeyleri yapmaya devam ederek farklı sonuçlar üretmeyi bekliyoruz. Her seferinde aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemediğimizde ise bahanelerin arkasına saklanmayı, bir sonraki atağı korku içinde beklemeyi ya da değiştirmenin zorluğundan kaçarak rahat ve kolay olduğuna inandığımız konfor alanımızda kalmayı tercih ediyoruz.

Günümüz dünyasının yoğun rekabet ortamından türemiş bir kavram olan “Pozitif Agresif”lik bu yaşam öyküsünün tam da merkezinde yer alıyor. Rekabetin ve günlük stresin arttığı bu günlerde ıstakoz olmaya ihtiyacımız var gibi görünüyor. Stresi yeterli miktarda kullandığınızda ve olumlu anlamda yönetebildiğinizde, işimizde ya da sosyal hayatımızda, sonuç odaklı, iş bitirici, proaktif, elindeki projeleri zamanında ya da öncesinde bitiren ve başarmak için alternatifler çözüm yolları bulup deneyen bireyler ya da kurumlar olmamız işten bile değil. Hele bizim ülkemize özgü oryantal kültür ögeleri ile büyümüş bir insan gücü ile iş yapmaya çalışıyorsanız bir lider, yönetici ya da iş ortağı olarak pozitif agresiflik içeren bir tarz belirlememiz sonuç elde etmemizi kolaylaştırıyor.

Sonuç; sıkıntılı ya da stresli ortamlar doğru yönetildiğinde,  uygulamalar sırasında karşılaşılan hatalara ve problemlere yönelik çözüm üretici fikirler geliştirilip, hızla uygulamaya geçildiğinde, hedeflere ulaşmak ve rakipler arasından sıyrılmak kolaylaşıyor. Istakozun hayatında olduğu gibi güçlü bir uyaran olan olumlu stres, gelişimin sürdürülebilir olması için gereken unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Hem bireysel olarak hem de kurumsal anlamda geçerli olan bu bakış açısı artık kurumlar için de uygulanması zorunlu bir liderlik yetkinliği olarak akademik literatür tarafında da yüksek sesle konuşuluyor.

   O zaman kendimize soralım. “Neyi daha farklı yapıyor olsaydınız aynı hataları tekrar etmeden başarıya uzanırdınız?” ve “Siz değilseniz kim? Şimdi değilse ne zaman?” 

Kaynak: http://www.mustafabayindir.net

f t